5 Kasım 2007 Pazartesi

Çalıştay - Sınırda Buluşmalar : Araştırmacı Ve Sanatçı

ÇALIŞTAY - SINIRDA BULUŞMALAR: ARAŞTIRMACI VE SANATÇI

Saat: 13.30 - 15.30
Yer: İTÜ-3

Oturum Yöneticisi:
Ekmel Ertan (Techne Dijital Performans Platformu Kurucu Üyesi, Türkiye)

Konuşmacılar:
Marcel.li Antunez Roca (Sanatçı, İspanya)
Rudolfo Quintas (Etkileşimli Medya Sanatçısı, Portekiz)
Oğuzhan Özcan (Interaktif Medya Tasarımı Bölümü, Yıldız Teknik Üniversitesi, Türkiye)

Ekmel Ertan
Techne06 Dijital Performans Platformu etkinliği Türkiye’de bir ilk. Dijital sanatlar yavaş ama istikrarlı biçimde görünür hale geliyor ve meşruluk kazanıyor. Hepimiz dijital performans alanında küresel ölçekte bir deneyim olduğunu biliyoruz. Bu alanda faaliyet gösterenlerin bu birikimden çıkmış yöntem ve biçimlerden faydalanması gerekiyor, tarihçe göz ardı edilemez. Techne06 etkinliği, sanat ve teknolojinin buluştuğu noktada bazı sorular sormamıza yardım etti. Bu Türkiye’de yeni bir deneyim olmasına rağmen düzensizce de olsa, küresel bir deneyimin parçası olduğumuzu biliyoruz. Sorulacak retorik soru şu: Bu deneyime ne oldu? Bu soruyu küresel ölçekte ele almak; yeni dijital performans biçimini daha geniş sosyal, politik ve ekonomik ilişkiler çerçevesinde konumlandırmada bize yardımcı olacak. Biz hepimiz bu deneyimle imkan tanınmış, cesaretlendirilmiş ve mecbur tutulmuş olduk. Türkiye’nin yerel sosyal/kültürel/politik koşulları, küresel etkilerden ayrı düşünülemez. Birikmiş bir deneyim mevcut. Bu, bizi hem ona bağlanmaya ve ondan faydalanmaya hem de Türkiye’de dijital sanat üretmek için onu değiştirmeye ve onunla çalışmaya iten, egemen bir biçim. Sanat ve teknolojinin sınırı, sanatçının ve araştırmacının rolünü değiştirdi, bu da tanımların değişmesine yol açtı. Başkalarının deneyimleri hakkında konuşalım. Bu keskin kenarda; sanatsal yetenek, beceri ve yaratıcılık eskisiyle aynı anlamı taşımıyor. Farklı türde bilgi birikimi, teknolojiye erişim ve yeni sanatsal duyarlılık biçimleri gerektiren dijital alandaki sanatsal yapıtların üretimini etkiliyor. Tüketim değişiyor. Seyirci bakımından sanatçının bağlandığı biçimler nelerdir? Bu biçimlerin klasik ve modern sanat tüketimi biçimlerinden farkı nedir? Etkileşim, tüketimi ne yönde etkiler? Şimdi daha genişlemiş bir izleyici kitlesine mi sahibiz? Eğer öyle isek, herhangi bir bağlamda sanatın demokratikleşmesinden bahsedebilir miyiz? Sanatın tüketiminde ve üretiminde bazı sınırlar mevcut. Merkez/sınır(uç) nedir? Bu sanat ve teknoloji buluşması toplumu nasıl dönüştürüyor? :Bu birleşme öncesindeki iyi toplum anlayışımız sanatçının veya bilim adamınınkinden ne kadar farklıydı?

Rudolfo Quintas
Ben etkileşimli yerleştirmeler ve performanslar için geliştirilen beden tepkisel yazılımlar üzerinde çalışıyorum.

Marcel.li Antunez Roca
Ben dijital biyolojik konular üzerinde çalışıyorum.

Oğuzhan Özcan
YTÜ’den geliyorum ve İnteraktif Medya Tasarımı Bölümü’nün kurucusuyum.

Ekmel Ertan
Sanatçının ve araştırmacının konumları nedir?

Marcel.li Antunez Roca
Ben bu soru hakkında biraz karamsarım. 90’ların başında araştırma yapmaya başladım. Programcılar ve mühendislerle üniversitelerde çalıştım. İspanyol üniversiteleriyle teslim tarihleri konusunda zorluk çektim, öğretim görevlileri ve öğrenciler başka bir yörüngede yaşıyor gibiler. Karşılaştığım en önemli sorun maddi imkansızlık. Bariz sonuçlar sunmadıkça maddi kaynak elde edemiyorsun.
Teknoloji çok değişti, öncelikle bugün eskiden olduğundan çok daha popüler. Geçmişe kıyasla çok daha fazla cihaz, arayüz, vs. mevcut. Ben durumuma özel olarak mesela, dijital performanslarım için düşündüğüm platformu oluşturmak için programcılarla bağlantı kurmak zorundayım. Birçok yazılım mevcut ancak bunları senkron içinde tek bir yerde bir araya getirmek mümkün değil, bu diğer bir sorun. İnsanlar yazılımsız bunu nasıl yapacak? Kendinize özel programlanmış yazılımlara ihtiyacınız var. Sensörler gibi arayüzler de başka bir problem.

Ekmel Ertan
Siz tiyatro ve müzik geçmişine sahipsiniz. Sanatsal kariyeriniz nasıl değişti ve bunun hakkında neler hissediyorsunuz?

Marcel.li Antunez Roca
Bana göre sahne sanatları en karmaşık durumu ortaya koyuyor. Bu sanatlar insan ilişkileri üzerine kurulu. 90’ların başında bilgisayar sistemleri bu durumu değiştirdi. Artık insan ilişkilerine gerek kalmadı. Karmaşıklığı kontrol etmek ve kullanmak için yeni araçlarımız var. Bu en önemli sebep. Durum basit değil, oldukça karmaşık. Bilgisayarlar gün geçtikçe küçülüyor ve iletişim alanında (ağ, internet) güç kazanıyor. Bilgisayarlar özel roller üstleniyor, bu yeni. Medya daha dijital hale geldi. Ses ve video analogdu, şimdi hepsi dijital oldu (video, 3 boyutlu animasyonlar, vs.)

Ekmel Ertan
80’lerde dijital olmayan işleriniz vardı. Sanatçının değişen rolü nedir, sizin için şahsen neler değişti?

Marcel.li Antunez Roca
Yeni ufuklar açıldı. Yeni işler yapma imkanları çoğaldı. 1994 yılında bir performansımda insanlar bedenimi fareyle kontrol etmişlerdi, bu yeniydi. Seyirci özne, bedenim nesne haline gelmişti. İnsanlar video oyunu oynar gibi oynadılar. 1998 yılında bedenimi pirinç iskeletimle sensörler aracılığıyla genişlettim ve senkronize multimedya ölçüleri, etkileşimli sesler ve robotlarla kontrol ettim. Son işimde, seyircinin yüzlerini alarak anlatıya katıyorum. İnsanların yüzleri hikayenin başkahramanı haline geliyor. Genellikle sesler ve beden ile beden ve robotlar arasında senkron oluyor. Bu, sahnede rol yapmanın yeni bir biçimi. Bedeniniz sensörlerle dolu olduğunda başka bir rol üstleniyorsunuz. Yine de karamsarım çünkü, bu tür bir incelemeyi pazara sunmak kolay değil. İspanya’daki programcılar daha çok ticari işler ve şov dünyasıyla ilgileniyor gözüküyorlar. Oysa pazarı kazanamazsanız mevcut değilsiniz demektir.

Rudolfo Quintas
Üniversiteye başladığımda öğretmenlerimiz arasında dijital sanatçılar yoktu, sadece mühendisler ve görsel müzisyenler vardı. Öğretmenlerimiz bize programcılar varken bizim program yazmamızın gerekmeyeceğini söylüyorlardı. Ama genç sanatçıların yazılımlarını mühendislere yaptıracak kadar parası yok. Bunun bir üst seviyesi ise “kod hatalarının spiritüalizmi(tinselciliği)”. Bir kod yazdığınızda ve fikrinizi, konseptinizi programcıya anlattığınızda, bir hata meydana geldiğinde mühendis bunu bir kenara koyar. Bir sanatçı ise hata karşısında şaşırır ama bunu işinde kullanabilir. Dolayısıyla program yazmaya başladım ve işimi geliştirdim. Şimdi temel matematik ve fizik kullanarak yazılım geliştiriyoruz. Bugün artık sanatımıza maddi kaynak bulabiliyoruz ama bugüne kadar sanatsal araştırmamız için gerekli beceri düzeyini ancak ticari işler yaparak elde edebildik.

Oğuzhan Özcan
Türkiye’de sanat alanındaki bir doktora programının yöneticisiyim. Bu programın merkezi yönetim tarafından kabul edilmesi üç yıllık bir mücadelenin sonucu. Sanatın bilimsel bir alan olmadığını söylediler ve bu alanda nasıl araştırma yapılacağını sordular. Onlara Avrupa ve Kuzey Amerika’daki muadillerini göstererek onları ikna ettim. Bu alanda da araştırma yapılıyor ancak bilimsel alandakinden biraz farklı. Halen sanat alanında nasıl araştırma yapılacağı konusunda mücadele veriyoruz. Bologna sürecindeyiz ve bu soru gittikçe daha fazla önem kazanıyor. Anglosakson sisteme sahip olmayan Güney Avrupa ülkeleri kurallarını değiştirmeye çalışıyorlar. Avusturya, İsveç ve İspanya ile işbirliği içinde bir projem var, onlar da dengeye ulaşmak ve sistemi iyileştirmek için mücadele veriyorlar. 2006’nın başında Türkiye’nin AB’yle bütünleşme süreci başladı. Bologna sürecine baktığınızda, üç temel kural var: Eğitimde standartlaşma, yayma, Avrupa boyutunun yeni biçimi. Birinci konunun ele alınması kapsamında programlarımızı değiştirdik. İkinci konu, araştırma gerektiriyor. Fikirlerinizi yaymanız ve bunları uygulamanız gerekiyor. Bu seviyede, araştırma üzerinde sanatsal bir bakışla düşünmeye başladık.
Benim branşım tasarım. Endüstriyel tasarıma daha yakınım. Bize kullanıcıdan talep geldiği sürece araştırma önemli bir sorun olmaz. Ancak örneğin Gösteri Sanatları Fakültesi’nde “yayma” kavramının anlaşılmasında sorun yaşadık. Araştırma yapmak istemediler, sanatlarını icra etmek istediklerini söylediler. Halen mücadele ediyoruz. Karşılıklı birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. İki senenin sonunda iki önemli husus saptadık:
1. Örneğin elektronik teknoloji kullanıyorsanız tasarım eğitimi tarzı belki de değiştirilmeli. Sanatçı ve programcı. Yeni bir sanat eğitimi platformunu nasıl oluşturabiliriz?
2. Yeni teknoloji kullanımıyla beraber gösteri sanatları kavramı da değişiyor. Yeni sanat kavramının üstündeki fikri değiştirmeliyiz.

Ekmel Ertan
İşbirliğinin yeni kuralları gitmesi gereken yön nedir ve bu yeni ilişkilerin beklenen biçimleri neler?

Rudolfo Quintas
Farklı insanların işbirliği söz konusu olduğunda amaca ulaşabilmek için etik dilin ortak olması gerekir. Sanatçı ve bilim adamı arasında yeni bir işbirliği başladığında bazı sorunlar yaşandı çünkü her iki tarafın araştırma ve gerçekliğe yaklaşımı çok farklıydı. Değişik altyapılardan gelmeleri nedeniyle algıları, anlayışları ve tasavvurları farklıydı. Şimdi durum biraz iyileşiyor çünkü daha fazla tartışma var ve zihinsel anlamda ortak bir dil gelişiyor. Bir kelimenin birçok farklı anlamı olabilir, gelinen disiplinlere göre değişir. Belli bir tartışma seviyesine gelebilmek zor bir mesele.

Oğuzhan Özcan
Fakültemizdeki sanatçılar üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda onların yeni teknolojiler hakkında bilgi sahibi olmak istediklerini tespit ettik. Bunun üzerine her üç ayda bir, farklı fakültelerin yeni teknolojik görüşü almasına yönelik bir programa başladık. Şu anda yediden fazla sanat araştırma projesi Mühendislik, Nano-teknolojiler ve Fen Bilimleri Fakültesi işbirliğinde sürüyor.

Marcel.li Antunez Roca
Sanatçı ve bilim adamı arasındaki işbirliği bir çeşit efsane, şimdilerde normal, 10 yıl önce değildi. Programcılar başka alanlarda; örneğin bankacılık sektöründe çok daha kolay para kazanıyorlardı. Şimdi yeni bir programcı nesli var.
Video oyunlarının tarihçesine bakın. Video oyunları anlatısallığın bir parçası. Son beş yıldır genç programcılarla iletişim kurmak daha kolay hale geldi. Hatta bazen yeni fikirleriyle size katkıda bile bulunuyorlar. Sorun, sanatın öznesi ve bilim adamı. Farklı bir zihniyet var ve metodoloji farklı. Ancak her ikisi de aynı amacı taşıyor: hayatı değiştirmek, dünyayı anlamak.

Ekmel Ertan
Teknolojiyle uğraşıyorsanız bir tür işbirliği kurmanız gerekiyor.

Rudolfo Quintas
Günlük hayatın konuları internet, forumlar, vs. sayesinde küreselleşiyor. Herkes aynı referanslara ve tartışmaya erişim hakkına sahip olmaya başlıyor. 10 yıl önce bilgi sadece kütüphanelerdeydi. Bilimadamı kendi mikro dünyasındaydı, sanatçı da müzelere gidip geliyordu. Yeni durum, ortak bir düşünme biçimi oluşturmaya yardımcı oluyor.

Ekmel Ertan
Bir grup olarak SWAP (aynı zamanda işin sanat yönetmenisiniz) ve birey olarak sen Marcel.li (programcılarla çalışıyorsunuz) aranızdaki farklar nelerdir?

Marcel.li Antunez Roca
Her zaman kolektif bir durum. Ben fikirlerimi grubuma öneriyorum ve görüşlerini alıyorum, açık bir diyaloğumuz var. Teatral bir durum. İşe bağlı olarak bazen yalnız da çalışıyorum. Programcılar, mühendisler, animatörler, grafik tasarımcıları, müzisyenleri bir araya getirmek, karmaşık bir durum.

Ekmel Ertan
Seyircinin bu yeni yöntemlerle ve sanatın tüketimiyle olan ilişkisi nedir? Marcel senin etkileşim veya yeni teknolojiler aracılığıyla seyirciyle kurduğun ilişki nedir?

Marcel.li Antunez Roca
Gösterinizi gerçekleştirirken bir sorun var. Anlatısallık sıralı bir durumdur, etkileşimin anlaşılabilmesi için geri besleme gerekir. Benim performansımda, seyircinin anlayabilmesi için ekranda bazı sahneler birçok kez tekrarlanıyor. Bu nedenle etkileşim açısından yerleştirmeler performanslardan daha iyi netice veriyor. Yerleştirmeleri kullanacakları zamana insanlar kendileri karar veriyor ama seyirciyi performansın süresi hakkında bilgilendirdiğiniz zaman bu sıralı bir durum oluyor. Bu durum anlamada sıkıntı yaratıyor, dolayısıyla tekrarlamanız gerekiyor. Normal şartlar altında seyirci ile yerleştirme arasındaki etkileşim bireyseldir. Ben seyirciyi nasıl içine koyacağım üzerine düşünüyorum. Bedenin irade dışı hareket eden kısımlarını; kan basıncı, seyircinin sıcaklığı gibi, kullanmayı düşünüyorum ama bu insanlar için çok açık değil. Bedenim, seyircinin hisleri ve gösteride olup biten arasında bir arayüz haline geliyor . Ancak bu öznel bir durum. İnsanlar arayüzler kullandıklarında onun tam olarak nasıl çalıştığını anlayabilmek için bir ila üç gün arası süreye ihtiyaç duyuyorlar (playstation veya farede olduğu gibi) Bu performansı 1996’da gerçekleştirdiğimde etkileşim sistemini kimse bilmiyor ve anlamıyordu. Yabancılara arayüzlerin nasıl çalıştığını göstermeniz gerekiyor. Şu anda üzerinde çalıştığım araştırma; “içgüdüsel arayüzler” üzerine. Seyirci ile arayüzler arasında daha iyi bir ilişki kurmak için.

Oğuzhan Özcan
Kullanıcının katılımı hala anlaşılması zor bir alan. Birçok sanatçıya sorarak kullanıcıların sanatsal ifadeye/beyana olan tepkilerini araştırmaya çalışıyoruz. Sanatçının genellikle bir sanatsal ifadesi/beyanı oluyor ve kullanıcının buna cevabını bilmiyorlar. Esas soru şu: kullanıcılar için katılım veya çekim anlamına mı geliyor, yoksa hayal kırıklığına mı uğratıyor?
İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde yerleşik yedi projeyle ilgili olarak; projeye tepki veren standart kullanıcılarımız var, bu tepkiler sanatçıya raporlanıyor. Tepkiyi bilmediğiniz zaman kendi değerlendirmenizi yapamazsınız. Bizim araştırmamız; kullanıcının esas beklentisinin ne olduğunun, kullanıcıyı nelerin etkilediğinin, tepkilerinin kültürel kökleri olup olmadığının tespitine yönelik.

Ekmel Ertan
Nasıl yeni izleyici kazanıyorsunuz? Toplumun sınırlarına/uçlarına nasıl erişiyorsunuz?

Rudolfo Quintas
Özellikle paylaşmak istediğim üç ana sorun var: Seyirci katılımı, yerleştirme ve performans arasındaki fark, arayüzler. İzleyici katılımı ortak-yazarlık gerektirir. Bir de pasif-yazarlık ve ortak-yazarlık meselesi var. Etkileşimli işler ve normal medya ile ilgili olarak neler değişti?

Ekmel Ertan
Ortak-yazarlık’ta izleyicinin rolü değişiyor. Sanatçının sınırları dahilinde izleyici tasarımın bir parçası haline geliyor. Hiç beklentilerinizin ötesine geçen özel durumlar oldu mu?

Rudolfo Quintas
Displacement-Yer değiştirme 2004’te bilgisayar imgelem arayüzü-böylelikle büyükannem bile sistemi bir bilgisayar mühendisi maharetiyle kullanabiliyordu.
Edimsel bedeni kullanarak yeni kompozisyon modelleri üzerine bir araştırma. İki enstrümanınız var; kırmızı aktivatör bedenle çarpıştığında yakalanan sarı bir silüet ve diğer enstrüman mavi poligon. Odaya giriyorsunuz ve kullanılan teknolojiden haberiniz yok. Kendinizi görüyor ve neler olduğunu merak ediyorsunuz. Siz ve sistem arasındaki geri besleme iletişimi gerçekleşiyor. Bu yerleştirmede odayı terk ettiğinizde bedeniniz (mevcudiyet/hatıra) orada işitsel-görsel bir kompozisyon olarak kalıyor. Döngü devam ediyor, bu aynı zamanda işin okumasını etkileyen bir ortak-yazarlık.
İzleyici açısından sanat yapıtı ile etkileşimli iş arasında meydana gelen farkı şöyle açıklamaya çalışayım. Bir tablo gördüğünüzde evdeki kanepenizle nasıl bir uyum içerisinde olacağını düşünebilirsiniz. Bakışınızın oynak bir yanı vardır. Etkileşimli bir işe baktığınızda ise kendinizi korunmasız bırakırsınız. Oynak veya dalgın, insanların sanat yapıtlarına karşı farklı tavırları vardır.
SWAP, bedenin içinde ve etrafındaki enerji akışlarını ortaya çıkarmak ve radikal jest artırımıyla ilgili bir proje. Dans ve etkileşimli medya sanatı arasında bir iş. Dans ve bedende, jestin ne olduğu ve gerçek zamanlı kompozisyon geri beslemeye, öğrenmeye devam ettiğimiz, dansçının kendini adapte etmek zorunda olduğu dinamik bir sisteme sahip olduğumuzda nasıl bir jeste doğru yaklaştığımız üzerine düşünen bir proje. Bu işte, dramaturjiye ilişkin değişik fikirlerle parçayı oluşturan farklı ortam modelleri geliştiriyoruz. Etkileşimi izleyicinin nasıl algılayacağı bir sorundu, onun için bunun çok etkileyici bir sistem olması gerekiyordu. Figüratif ve geometrik sanal arasında, organikten soyuta, izleyicinin uzaydaki jest artırımını ve araştırmak istediğimiz tüm nosyonları nasıl algılayacağı üzerinde çalışıyoruz. Bir diğer örnekte burada, hareketin iç artırımı üzerinde çalışıyoruz. Siz dursanız da, bedeniniz kendi içinde hareket etmeye devam ediyor ve bu hareket başkalarını etkiliyor. Tinsel gözüküyor ama bilimsel. Radikal olarak bu tür enerjiyi artırmaya çalışıyoruz. İzleyici iki farklı beden görüyor ve beden hakkında iki farklı kanaate sahip oluyor; fiziksel ve dijitalize. Öbür bedeni ölçeklendiriyoruz. İçeride olup bitenle dışarıda olup biten arasında bu tür bir çelişki yaratıyoruz.
Ben ve Tiago bilgisayarlarımızla sahnedeyiz, bu durum ve komutlar yaşadığımız diğer sorun. Dansçıyla aramızda bir diyalog kuruyoruz ve bu ekranda cisimleşiyor. Yapılandırılmış bir doğaçlamamız var ama aynı zamanda diyalog ve adaptasyon da önemli çünkü sistem üçüncü eleman. Sistem bazen daha özerk ama biz parçacıkları kontrol ediyoruz.
Etkileşimli bir sanat eseri için dengeyi sağlamak her zaman değişik olabilir ama aynı zamanda jesti ifade ettiğinizde bir algı ve etkileşimi var.
S - Kendi aletlerinize tutsak düşmekten korkmuyor musunuz? Bir bilgisayar için tasarım yaparken ekranla etkileşim içindesiniz, seyircinin imgesiyle, kendisiyle değil. Teknoloji, etkileşim sürecinizin önünde bir engel de olabilir. Geleneksel performanslarda seyirci alkışlayabilir, tezahürat edebilir, hatta bis bile isteyebilir. Bu sizin işiniz için geçerli olabilir mi? Bu etkileşimli süreç, bu iki insan ruhu; icracının kendisi ve etkileşimli alıcı olarak izleyici tüm bunlardan ne derecede etkileniyor?
C (RQ) - Sanat yapıtının teknolojinin kendisi haline gelmesi sorunu her zaman mevcut. Programcılığa başlamamızın nedeni bu. Başlangıçta ticari yazılımlar kullandık. İnsanlar teknolojiye yönelik deneyler yapmaya çalışıyor, sonuçlar elde ediyor ve üzerine düşünmeye başlıyor. İşin motivasyonuyla oluşturmaya başlıyorsunuz. Bu sanat, estetik ve filozofiye yönelik bir sorun. Kavramsal olanı gerçeğe ithaf etmek istiyoruz. Yeni ufuklara doğru yol almak istiyoruz. Yeni özne; jest, yeni plastisite, figüratif, soyut hakkında yeni bilgi birikimi sağlayacak.

S - Koreografi ve CAD arasındaki ince çizgiyi görmeye çalışmıyor muyuz?

C (RQ) - Artık postmodern olmaya çalışmıyoruz. Başka şeyler elde etmeye çalışıyoruz. Önemli olan sanat eserinin anlamı, bileşenleri değil. (koreografi veya CAD).

S - Ucu açık yaklaşımınız izleyicinin eserinizi değiştirmesine izin veriyor, buna hazırlıklı mısınız?

C (EE) - Tamamlanmış nesne değil, sürecin kendisi sanat yapıtı haline geliyor.

C (Tiago D.) - Rudolfo yazılım geliştirme sürecinden bahsedebilir. Ya hep aynı yazılımı kullanıyorsunuz, ya da her parçaya özgü yazılım uyarlıyorsunuz.

C (RQ) - SWAP kombine düşünce sonucunda geliştirildi. Düşünen bedenin bilgisi. Yazılımın geliştirilmesi sürecinde her hafta dansçılar ve koreograf bizimle görüşlerini paylaşmak üzere bir araya geldiler. Bu bağlamda yazılımın kendisi koreografi. Bedenin soyut düşüncesinin entelektüelize edilmesi ve bedenin bir iletişim ağı oluşturmak içi kullanılması olarak düşünülebilir. Dolayısıyla teknoloji sadece bir araç değil aynı zamanda koreografinin de bir parçası olacaktır.

S (EE) - Yeni izleyicilere nasıl ulaşıyorsunuz? Genişleyen bir izleyici kitlesinden bahsedebilir miyiz? Toplumun sınırlarına nasıl erişiyorsunuz (programcılar eskisinden daha fazla sanat izleyicisi haline geldiler)?

C (MR) - İzleyici fikri ile teknoloji arasında bir çelişki var. Çünkü teknoloji ve ürünleri DVD, cep telefonu, CD gibi buluşlarla bireyselliği en tepeye yerleştiriyor. Neden bir avuç yabancıyı bir mekana koyup bir saat boyunca bir performansı izlemelerini bekleyelim? Bu biraz ilkel bir düşünce mi? Bu tür performanslara genç insanların (farklı bir internet kültüründen geliyorlar) dikkatini çekmek güç, bu bir çelişki. İzleyiciler ve performanslar arasında yeni bir pazar yaratmalıyız. Yeni biçimler ve mekanlar üzerine düşünmeliyiz. İşinizi internete koymak. Gerçek zamanlı gerçek bir iş ile zamansız-mekansız teknolojik durum arasındaki çelişki.
C (RQ) - Öncelikle eğitim konusu var. İnsanlar neden sanat eserlerini takip eder? Bunun için kendilerini motive hissetmeleri gerekir, sanat tüketme ihtiyacını hissetmeleri gerekir. Bu politik bir konu. İkincisi; teknolojiyi kullanarak yeni izleyicilere ulaşabilirsiniz. Sanat hakkında fikir sahibi olmayan ama aynı teknolojik aletleri kullanabilen birçok kişi, bu onlar için aralanmış bir kapı olabilir. Bu insanlar için teknoloji fonksiyoneldir ve hayatlarını kolaylaştırır. Bir gün, teknoloji üzerine kurulu fakat o fonksiyonelliğe sahip olmayan bir sanat eseri gördüklerinde belki de düşünmeye ve sorgulamaya başlayacaklar. Belki bu işler yeni bir izleyici kitlesi edinmemize yardım edecek. Üçüncüsü; normalde etkileşim halinde olmayan disiplinler birbiriyle içiçe geçiyor.

S (EE) - İspanya ve Portekiz’deki yerel durum nasıl?

C (MR) - İnsanlar yeni teknoloji hakkında konuştukları zaman, genç insanları kastediyorlar ama 15 yıl yeni teknolojiler üzerine çalıştığınız zaman, yaşlı olmuş oluyorsunuz ve yeni şeyler yapmamaya başlıyorsunuz. Normal programlara işleriniz dahil edilmiyor. Sürekli yeni festivaller, organizasyonlar, düşük bütçeler, yeni ortaya çıkan pazarlarla karşılaşıyorsunuz. Tüm Avrupa’da durum böyle. Yüksek enerjili, iyi niyetli ve parlak fikirli parasız, mekansız kişiler. Gerçek mekanlar sürekli sadece opera ve şov dünyasının etkinliklerine ayrılmış vaziyette. Teknoloji ancak; video oyunları, cep telefonları gibi ticari alanlara entegre edildiğinde kuvvetli hale geliyor. Teknolojinin katarsis gibi altüst edici/yıkıcı şekilde ortaya konması, para kazanmak isteyen hiç kimse bu fikirlerle ilgilenmiyor. Para yok, politik alaka yok. Sanatçılar ticari çözümlere yönelmek zorunda kalıyor. Bu şekilde kariyer yapmak imkansız.

S (Yorum) - Yeni izleyici kitlesi edinmeyi zor kılan teknoloji değil. Klasik bir tiyatro sanatçısının radikal monoloğu da aynı dertten muzdarip. Mali konular her zaman bir sorun. Araştırmacı kendi teknolojisiyle çalışan sanatçıdan faydalanabilir. Her iki taraf için de bir alışveriş söz konusu. Dolayısıyla işbirlikleri/ortaklıklar gerekli.

S - İnsanlar farklı bireysel zevklere sahip olmalarına rağmen burada bir kolektiviteye hitap ediyorsunuz. Bu ekranı alıp halka açık bir meydana koyduğunuz takdirde bir izleyici kitleniz olur. İnsanlara bu tür sanatsal yaklaşıma yönelik bir beğeni geliştirmeye başlamaları için bir kapı açmış olacaksınız. Sanattan sadece bireysel bir formül olarak söz edemeyiz, her zaman bir kolektivite arayışı içindeyiz ve bu kolektivite ile etkileşim halindeyiz, bu sadece bir avuç bireysel kişiden oluşuyor olsa da. Dolayısıyla bu tür yaklaşımlar aracılığıyla insanları iyileştirdiğinizi söyleyemezsiniz, bireye daha fazla seçme özgürlüğü tanımalısınız.
S - İşlerinizde doğanın elementlerine yönelik bilinçaltı bir bağlılık hissetmiyor musunuz? Bir seyirci, ilham verici olarak? Peki ya sanatçı ile Tabiat Ana arasındaki ilişki?
C (MR) -DVD, filmler gerçek kolektiviteler değil. İnsanları bunları satın alabilir ama eserinizi değiştiremez. Evlerinde bakarlar ve eser değişmez. Ama gerçek zamanlı bir performansta, beraber hissediyor ve beraber değişiyorsunuz.
İnsanlar bedeni hareket ettiriyor ve beden geometrik imgeleri veya sesleri hareket ettiriyor. Bu figüratif değil soyut. Ateş, su gibi doğal bir şey değil. Sanatımın konusu; geleneği teknolojiyle yani anlatıyla bağlantılandırmak. Geçmişe dahil olan ve beden ile izleyiciler tarafından kontrol edilen sembolik unsurlar kullanmak.
C (OÖ) - Kısmen katılmıyorum. Sanat sanatçı tarafından tasarlanan bir kompozisyondur. Eğer izleyici her şeyi değiştirirse artık bir kompozisyon değildir. Buna sanatçı tarafından tasarlanan pasif etkileşim diyoruz. Belli bir kompozisyonu vardır. Belirli bir senaryo vardır, her şeyi değiştiremezsiniz. Sanatçı sonuçta belirgin bir mesaj verir.

S (Yorum) - Ne kadar soyut olursanız olun, doğaya ters düşemezsiniz.

C (RQ) - Ben her şeyi doğaya ait görüyorum, dijital veya elektronik olarak analog olsun, kimya olsun. SWAP’ta izleyiciye doğa ile ilgili yeni bir deneyim vermeye çalıştık. Gerçeği taklit eden bir gerçeklik yaratırsanız, gerçeği taklit eden o gerçeğin içine girdi olarak gerçek koymanız gerekir ki bu da gülünç bir sistem haline gelir ve çalışmaz.

C (EE) - Sürecin kendisi sanat nesnesi.

C (Tiago D.) - Sanatsal yaratı sürecine ilişkin olarak iş; süreç hakkında bilgi sahibi olmayan izleyiciye sunulur, dolayısıyla bazen insanlara ulaşamaz. Sanatçı açık bir süreç izlerse, izleyici eserin nasıl geliştirildiğini görebilir. Eğer sanatçı yeni izleyici kitlesine ulaşmak istiyorsa eğitim bunun bir parçasıdır. Açık süreç sanat eserleri de başka bir yol olabilir.

S (EE) -Bu birleşme öncesinde iyi toplum anlayışımız, kişinin sanatçı veya bilim adamı için hayal ettiğinden farklıydı. Sanat ve teknolojiyle bir arada uğraşıyoruz. Teknoloji sizi veya işinizi belli bir yöne gitmeye zorluyor mu? Teknoloji aracılığıyla değişim kendinizi ifade etme biçiminizi veya bunun ardındaki fikirlerinizi etkiliyor mu?
C (RQ) - Sonuçta mesele teknoloji değil. Tüm bu konular hep var. Mürekkebin sanayileşmesi teknolojik bir gelişmeydi. Bu doğal bir gelişim. Teknoloji vardı ve her zaman olacak.

Hiç yorum yok: